|
|
#1 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
Alien Arena 2007
Uzaylılar ve yüksek teknoloji temasının hakim olduğu, Doom, Quake III ve Unreal Tournament oyunlarının çeşitli özelliklerini barındıran çok iyi bir FPS oyunu. Quake oyununun kodları açıldıktan sonra Quake motorunu kullanarak bir çok benzer oyun türetildi. Alien Arena 2007 de bunlardan biri ve grafikleri, sesleri, haritaları ve oyun modları ile dört dörtlük bir oyun.35 harita, 8 silah, 11 karakter ve 6 oyun modu bulunan oyunu, İnternet üzerinden online oynamak için sunucu listesinden, istediğiniz seviye ve kullanıcıya karşı oynayabileceğiniz bir sunucuya bağlanabiliyorsunuz. Temelde çok oyunculu online bir oyun olmasına karşın, tek başınıza botlarla da savaşabiliyorsunuz. ![]() Takım arkadaşlarınızı ya da karşı takımdakileri, oyuncuların omuzlarında yanmakta olan ışıkların renklerinden ya da kırmızı takımda iseniz elinizdeki silahlara yansıyan kırmızı ışıktan ayırt ediyorsunuz. Işıklar beyaz ve kırmızı renk. Hangi takımda olduğunuzu ve skor durumunu TAB tuşunu kullanarak görebilirsiniz. Tamamen tek başınıza botlara karşı savaşmak, ses ve grafik kalitesinin de etkisiyle oldukça korkutucu olabiliyor ve kendinizi yalnız hissedebiliyorsunuz. Ancak sunucular üzerinden birçok kullanıcının da katılımıyla takım halinde oynadığınızda büyük bir savaşın ortasında yer alıyorsunuz ve bu defa yalnız değilsiniz. Oyuna yeni girdiğinizde bazen yalnız kalsanız da kısa bir zaman içinde takımla bütünleşebilirsiniz. Çevrenizde onları görürsünüz ve genelde onlarla beraber hareket edersiniz. Takım olmanın gereklilikleri ortak hareket etmek ve ortak bir strateji geliştirmektir. Elbette oynamak için şart değildir. Bunları yapmak tamamen sizin keyfinize kalmış. Alien Arena 2007 her FPS oyununda olduğu gibi hareket eden tüm düşmanlarınızı vurmak üzerine kurulu olsa da, yerine getirmeniz gereken başka görevleriniz de var. Örneğin kendi bayrağınızı korumak ve karşı bayrağı çalıp kendi bayrağınızın yanına getirerek puanlarınızı artırmak. Bayrak kapma modu (CTF) FPS oyunlarının en çok tercih edilen oyun modudur. Bayrağınız için yaptığınız kovalamaca ve savaş insanı gerçek dünyadan kopartıp götürmekte. Bayraklar bildiğimiz bayrak şeklinde değil. Oyunda yüksek teknoloji teması her yerde kendini gösterdiğinden bayraklar birer el feneri veya StarWars taki ışın kılıçlarına benzetilmiş. Toplamanız gereken silah ve malzemelerden bahsetmeme gerek yoktur sanırım. Oyunu oynarken sadece koridorlarda koşturmuyorsunuz. Merdivenlere, kutulara tırmanıyorsunuz. Uzayda atlama rampaları ile bir kattan diğerine ya da bir rampadan karşı rampaya atlamanız ve atlarken de sık sık karşı rampadan üzerinize doğru atlayan düşmanlarınızı havada vurmanız gerekiyor. Vuramazsanız onlar sizi vurabiliyor. Atlarken ve koşarken kenardan uzaya ya da lavların içine düşmemeye dikkat etmelisiniz. Tek düşmanınız karşı takımın oyuncuları değildir ve sadece onlar sizi öldürmez. Yanlış bir hareketle rampadan uzaya atlamak, lavların içine düşmek ya da yakın mesafeden roketle yakın bir hedefe ateş etmek de sizi öldürür ve bu durumda skorunuzdan puan. Bunlar monoton FPS oyunlarından farklı olarak gördüğüm oyunun oynanışına renk ve eğlence katan etmenler. Benzer FPS oyunlarında karşımızdaki düşmanlar genellikle şeytani yaratıklardı. Alien Arena 2007 de düşmanlarımız insan veya uzaylı olabilir. Uzaylılar da bildiğimiz kel kafalı büyük siyah gözlü biraz insanlara benzeyen yaratıklar. Oyun Kontrolleri
|
|
|
|
| Aypar$ Kullanıcısına bu mesajı için 3 üye teşekkür etti: |
| NBATrKy Reklam Alanı |
|
|
|
|
#2 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
Clanbomber
Clanbomber, Windows işletim sistemlerini kullanıp da Pardus'a geçenlerin daha yakından tanıyacağı bir oyun. Aslında "bomberman" tarzında lakin ondan daha yaratıcı özelliklere ve daha iyi oynanabilirliğe sahip. Benim yegane stres atma metodumdur. ![]() ![]() Oyunu ilk açtığınızda karşınıza üstteki ekran geliyor. Gördüğünüz gibi buradan yerel bir oyun başlatabilir (Local Game), oyun ayarlarını yapılandırabilir (Options), oyundaki haritaları düzenleyebilir ya da dilerseniz yeni harita yaratabilirsiniz (Map Editor). ![]() Yeni bir oyuna, Local Game->Start diyerek başlayabiliriz. Fakat hemen bir oyuna başlamadan önce Local Game->Player Setup menüsünden; kaç kişilik bir oyun oynayacağınızı, oyuncuları temsil eden karakterleri, takım oyunu oynamak isterseniz yine aynı şekilde oyuncuları belirli takımlara ayırmayı ve oynayacak oyuncuların klavye seçeneklerini ayarlayabilirsiniz. Ayrıca her oyuncu için; penguen, örümcek, top gibi karakter görüntüleri ayarlayabilirsiniz. Üstteki resimde de görülen "Local Game" ekranında "Map Selection" kısmında hangi haritada oynayacağınızı veya varolan haritaların tümünü seçip hemen altındaki "Random Map Order" kısmından seçtiğiniz haritaların rastgele mi yoksa sırayla mı seçilmesini ayarlayabilirsiniz. Bununla birlikte "Points to Win" bölümünden kaç galibiyet sonucunda oyunun biteceğini düzenleyebilirsiniz. "Round Time" kısmında ise, oyun süresini belirleyebiliyorsunuz. Bu süre dolduğunda oyuna ucube bir yaratık geliyor ve her yere kara delik açmaya başlıyor. ![]() Oyunu oynarken, bombaları patlattığınızda ortaya çıkan ve sizin hızınızı arttıracak, aynı anda birden fazla bomba bırakabilmenizi sağlayacak, bombalarınızın etki alanını arttıracak, bombalarınızı itmenizi sağlayarak köşeye sıkışmanızı engelleyecek ya da bombayı uzağa fırlatmanızı sağlayacak çeşitli ögelerin yanı sıra, kontrolü zorlaştıran ve geçtiğiniz her yere bomba bırakmanızı sağlayan yani size eksi özellikler katan ögeler de mevcut. Bunlar ile ilgili ayarları da "Options" kısmından yapabilirsiniz. Oyunun oynanması gayet basit, varsayılan olarak yön tuşları ile sağa, sola, yukarı ve aşağı hareketleri gerçekleştirebilirsiniz. Bomba bırakmak için boşluk tuşunu kullanabilirsiniz. İkinci oyuncu için A, S, D, W tuşlarını da ayarlayabilirsiniz. Bu durumda bomba bırakma tuşu tab tuşu olacaktır. ![]() Gördüğünüz gibi Clanbomber çok hoş bir görselliğe sahip. Bunun yanı sıra oynanabilirlik açısından da üst düzey imkânlar sunuyor, ilerleyen zamanda daha da zevkli bir hale geliyor. Kendinizi fazla kaptırmayın, ama zevkini çıkarmayı da ihmal etmeyin. Kaynak: Özgürlükiçin Konu Aypar$ tarafından (02.12.07 Saat 10:08 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
| Aypar$ Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti: |
ahmetof (30.12.08),
wade-burak (05.01.08)
|
|
|
#3 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
Wolfenstein: Enemy Territory "Düşman Topraklar" Gözlerimi açar açmaz koluma adrenalini basıp koşmaya başladım. İğnenin etkisi geçmeden planladığım yere ulaşmalıydım, gelir gelmez hemen mayınları döşemeye koyuldum. İlk mayın bitti, ikinci, üçüncü derken başımın üstünden geçen kurşun sesleri ile düşmanın geldiğini anladım. Bir kurşun omzumu sıyırıp geçti. Savunma hattının arkasına doğru yöneldim ve ikinci adrenalin iğnemi bastım. Arkamdan gelen patlama sesleri mayınlarımın amacına ulaştığını haber veriyordu. Kapıdan içeri girer girmez kapıya yönlendirilmiş MG42 çalışmaya başladı ve o andan sonra kapıdan geçecek dost, düşman herkese acıdığımı hissettim. Fakat bu savaş, durup düşünmek için zamanımın olduğu bir savaş değildi. Düşman birinci savunma hattını kırmadan, ikinci hattın yolunu mayınlar ile doldurmak zorundaydım. Kalan tüm mayınlarımı yol ağzına yerleştirdikten sonra MP40'ımı çıkartıp savunmaya yardıma koştum. Durum iç karartıcıydı. MG42 düşmüş ve düşman, bahçenin içindeki tankı tamir etmek için çabalıyordu. Gelen destek ile birlikte hattı geri almak için saldırdık ve en önde giden ben, ilk düşen asker oldum. Yerde yaralı yatarken düşünebildiğim tek şey tankın çevresine neden mayın döşemediğimizdi. Bir müddet sonra destek biriminden bir askerin elinde bir şırınga ile üzerime geldiğini gördüm. Morfin iğnesini basıp, bana birkaç tane sağlık paketi fırlattıktan sonra teşekkür bile edemeden hızla diğer askerlere doğru koştu. Biraz zahmetle ayağa kalktım ve ikinci savunma hattına doğru yöneldim. Artık ilk hat düşmüş ve düşman tankı ele geçirmişti. Savunma birimlerinin tank barikatlarına ihtiyacı vardı ve bunu yapabilecek mühendislerden başka kimse yoktu. Barikat malzemelerinin yanına geldiğimde bir başka mühendisi çalışırken gördüm. Ona yardım etmem ile barikat hemen kuruldu. Kısa bir sessizlikten sonra barikattaki askerler bir patlama sesi ile etrafa saçıldılar. Ben yaralı yerde ve bir sağlık askerinin gelmesi için dua ederken ikinci havan topu mermisinin gökyüzünden üzerime doğru geldiğini gördüm. Bomba tam üzerime düştü ve parçalarımı etrafa saçtı... Şimdi oyuna girmek için 30 saniye beklemem gerekiyordu ve bunu yaparken savaş meydanını da izleyebilmem beni deli ediyordu. Sanki süre hiç bitmeyecekti... Splash Damage tarafından geliştirilen Enemy Territory, insanı İkinci Dünya Savaşı'nın hızlı ve heyecanlı atmosferine sokmayı çok iyi başarıyor. Tüm dünyayı yakıp yıkmış bir savaştan bu şekilde bahsetmek ne kadar ironik de olsa sanal savaştan zevk aldığımız ve çok eğlendiğimiz bir gerçek. Enemy Territory'nin bu konuda başarılı olması, grafikleri veya arkasındaki sağlam teknik altyapı değil, takım çalışması kavramını savaş alanına çok iyi yansıtmış olması. Hayal kırıklığından doğan oyun Activision ve Splash Damage, Enemy Territory (ET) isimli oyunu duyurduklarında, bunun Return to Castle Wolfenstein (RtCW) için bir ek paket olması planlanmıştı. Uzun bir bekleyişten sonra, ortaya çıkan bir takım sorunlar dolayısıyla, proje iptal edildi. Wolfenstein topluluğu büyük hayal kırıklığına uğramıştı ki, Activision radikal bir karar alarak Enemy Territory'nin çok oyunculu kısmını tek başına çalışabilen, ücretsiz bir oyun olarak indirmeye açacağını duyurdu. Oyun çıktıktan sonra o kadar ilgi gördü ki, oyun sunucusu listelerinde, ek paketi olması planlanan RtCW'yi bile geçti. Enemy Territory kendi türü içinde başarılı bir oyun. Bunu da sadece grafikleri veya sesleri ile başarmıyor. Türe getirdiği çok güzel yenilikler var. FPS (First Person Shooter – Birinci Şahıs Ateş etme) türü oyunlara RPG (Role Playing Game – Rol Yapma Oyunu) özellikleri katmayı başarmış bir oyun. RPG türü oyunlardaki gibi Enemy Territory'de de tecrübe puanları kazanıyorsunuz ve bu sizin silah kullanma gibi becerileriniz geliştiriyor. RtCW'e göre ek silahlar ve meslekler var. Mühendisler (Engineer) daha fazla silah kullanması için geliştirilmişler. Cover Ops (Kamuflajlı Asker) gibi yeni bir birim var. Bunlara geçmeden önce oyunun standart birliklerini tanıyarak başlayalım. Asker (Soldier), savaşın ağır işini yapan kişilerdir. AteşAtar (Flame Thrower), RoketAtar, Havan topu (Mortar) ve MG42 makineli tüfek gibi ağır silahlar kullanabiliyor. Savaş alanın en ateşli kısımlarında bulunmak bu birimin görevi. Oyunu yeni öğrenen birinin en kolay oynayabileceği birim budur. İşiniz, çok düşünmeden, düşman askerlerini durdurmak ve geri püskürtmektir. Sağlık (Medic), adı üzerinde görevi savaş alanında yaralı askerler ile ilgilenmektir. Bunu yapmak için, yaralı olarak yerde yatan askerlere morfin iğnesi ile ayağa kaldırır ve sınırsız (!) sağlık çantalarını, sağlığı azalmış askerlere ulaştırır. Sınırsız sağlık çantası durumunu çoğu kişi mantıksız bulabilir. Fakat burada farklı bir durum var. Enemy Territory'de sağlık ve kondisyon çubuklarının yanında bir de enerji çubuğu var. Bu çubuk bir adet sağlık çantası attığınızda bir miktar azalıyor. Böylece peş peşe sağlık çantası atmaya devam edince birkaç çanta sonra enerjiniz kalmıyor ve çanta atamıyorsunuz. Bir süre enerjinizin dolmasını beklemek zorundasınız. Mühendisin (Engineer), savaş alanında inşa etmek, patlayıcı yerleştirmek ve mayın döşemek gibi ana görevleri var. Bunlar dışında standart makineli tüfek ve bir de uzun namlulu, el bombası da atabilen bir tüfek daha seçme şansı var. Tüm bunlar Mühendis birimini savaş alanı için hayati önemi olan bir asker haline getiriyor. Öyle ki bazı haritalar ve görevler takımda biri mühendis olmadan başarılamıyor. Alan Komutanı (Field Ops), çatışma alanında destek birimi olarak görev yapar. Ana görevi askerlere mühimmat ulaştırmaktır. Bunun dışında iyi kullanılırsa çok etkili olan hava saldırısı çağırma yetkisi vardır. Silah olarak standart makineli tüfek haricinde pompalı tüfek kullanabilir. Keskin Nişancılar (Covert Ops), savaş alanının az ayak basan, sessiz yerlerine mevzi alarak keskin nişancılık yapan birimlerdir. Uzun menzilli keskin nişancı tüfeği, seri atış yapabilen fakat daha kısa menzilli bir tüfek veya yandan şarjörlü bir makineli tüfek arasında seçim yapılabilir. Bunlarında bu askerlerin çantasında sis bombası da bulunur. Bunun sayesinde kilit noktalarda, dar geçitlerde ve tünellerde bu sis bombası kullanılarak düşmana kolay hedef olmaktan kaçınılabilir. II. Dünya Savaşı'nda savaşmak kolay değil Gelelim oynanışa. Öncelikle hemen belirteyim, öğrenmek çok kolay değil. Arena oyunlarındaki gibi, deathmatch tarzı, herkesin herkesi vurduğu oyunlar arıyorsanız Enemy Territory'ye hiç bulaşmayın. Başlar başlamaz farklı yönlere koşmaya başlayan, görevden bihaber yirmi asker ile bir haritayı kazanmanın imkanı yok. Bu oyun tam bir takım oyunu. Oyuna tüm Dünya Savaşı oyunlarında olduğu gibi taraf seçerek başlıyoruz: Mihver (Axis) ve Müttefikler (Allies). Ben nedense, eğer o takımda yer var ise, hep Mihver devletler ile oynuyorum. Gizli kalmış faşist bir tarafım var herhalde. Neyse... Hangi tarafı oynarsanız oynayın oyundan aynı zevki alacaksınız. Oyun bir tarafın savunmada bir tarafın ise saldırıda olduğu haritalardan oluşuyor. Birçoğunda Mihver tarafı savunmada oluyor. Her ne kadar İnternet'te onlarca Enemy Territory modu ve ek haritaları olsa da, benim tavsiyem oyuna orijinal haritaları oynayarak başlamanız. Oyunun 6 adet kendi haritası var. Çok iyi düşünülmüş çok kaliteli haritalar. Bunlarda oynamak çok eğlenceli olur. Hemen en sevdiğim, aynı zamanda ilk haritadan başlayalım tanımaya; Siwa Oasis. ![]() Siwa Oasis, Kuzey Afrika görevlerinin ilki. Mihver tarafından kale gibi korunan bir çöl şehrindeki iki adet tanksavar (anti-tank) silahı imha etmeniz gerekiyor. Bunu yapmanın iki yolu var; birincisi güç kullanarak, patlayıcı ile bir duvarı havaya uçurup sonra silah gücü ile tanksavarlara kadar ilerlemek. Bundan sonra mühendisler silahlara dinamit koyup, patlayana kadar 30 saniye boyunca silahları savunmaları gerek. Diğer yol ise bir yer altı su kaynağının açtığı tüneli kullanmak. Bunun için öncelikle, su pompasını tamir ederek, bu suyu boşaltmanız gerek. Su boşaldıktan sonra tünelden ilerleyip şehrin arka kısmından silahların olduğu binaya yandan sızmak mümkün. Mihver'ler için ise en önemli noktalardan biri oyunun başında Old City canlanma noktasını kaybetmemektir. Bu nokta çoğu zaman oyunun başında savunmasız bırakılır ve Müttefiklerden gizlenerek buraya kadar gelen bir asker, canlanma sayacı sıfıra birkaç saniye kala bayrağı ele geçirir ve canlanan tüm takım arkadaşlarını oraya getirmiş olur. Oysa bu noktanın savunması oldukça kolaydır. Canlanma odasının bitişik odasında birer adet mühimmat ve sağlık çantası dolabı mevcut. Eğer bu nokta kaybedilir ise bir sonraki savunma hattı Mihver takımını ikiye bölünmek zorunda bırakabilir. Duvarı patlatarak gelen birinci Müttefik dalgasının yanında su tünelindeki suyu boşaltan başka bir takımda tünel çıkışından gelecektir. Mihver kuvvetlerinin bu haritayı kazanmaları için, süre bitene kadar, iki tanksavardan en az bir tanesini korumaları gerek. Müttefikler ise her iki tanksavarı da süre bitene kadar imha etmek zorundalar. İkinci haritamız Seawall Battery, Mihver askeri üssüne Müttefikler tarafından çıkartma yapılıyor. Bu haritada Mihver takımı iyi oynarsa Müttefiklerin işi oldukça zor. Fakat harita o kadar güzel düşünülmüş ki her an her şey değişebilir. Müttefik dik yokuşlu bir sahile çıkartma yapıyor ve sahilde ilerleyip bir tümseği aşmak zorunda. Bu tümseğe gelince Müttefik mühendisleri, askerlerin çıkmalarını sağlamak için bir rampa inşa etmek zorundalar. Bu kısım Mihver askerlerinin el bombası yağmuru altında oldukça zor olacak. Bu yüzden rampa kurulur kurulmaz tüm askerlerin tepeye koşmaları önemli. Bu aşamadan sonra Mihver askeri üssüne girip silah kontrollerine (Gun Controls) kadar ilerleyip burayı patlatmanız gerekiyor. Bu haritada her iki taraf için de havan topu (Mortar) önemli bir silah. Müttefik havan topu sayesinde rampayı baskı altına alan Mihver askerlerini uzaklaştırabilir. Gelelim Mihver tarafına, bu haritada Mihver takımın yapabileceği en büyük hata rampayı kurdurmak ve düşman askerlerinin tepenin üstüne çıkmalarına izin vermektir. Bunu engellemek için rampanın inşa edileceği yeri bir an boş kalmayacak el bombası yağmuruna tutmak zorundalar. Fakat bu haritada Mihver üssünün farklı bir girişi daha var. Sahilde başladıktan sonra sol tarafa, sahil boyunca ilerleyip bir tepenin ayırdığı farklı bir kumsal göreceksiniz. Buradan yokuşu tırmanarak üssün diğer kapısından girebilirsiniz. Mihver takımı bu girişi boş bırakmamalı. En iyi savunma noktası girişteki kanalı iyi gören sığınağın penceresidir. Buradaki dar kanal mayın döşemek için çok uygun. Ayrıca sığınağın arka tarafında bir jeneratör bulunuyor. Jeneratör patlatılırsa üs içinde birçok kapının açılması sağlanabilir. Bu Müttefik takımının üs içinde ilerleyişini kolaylaştıracaktır. Afrika görevlerinde son haritamız Gold Rush; oyunun en kaliteli haritalarından biri. Müttefik askerlerinin görevi küçük bir Kuzey Afrika kasabasındaki bankadan altınları çalıp, kasabadan kaçırmak. Bunun için önce bir tank çalıp bu tankı bankaya kadar sürmeleri gerekiyor. Aslında gerçek anlamda tankı sürmüyorsunuz, tamir edildikten sonra, eğer yanında bir Müttefik askeri var ise tank belirli olan rotadan kendi gidiyor. Ayrıca tankın üstüne çıkıp üzerindeki MG42 makineli tüfeği kullanmak da mümkün. Tankın yolu üzerinde birkaç noktada tank barikatları olacak. Tabi eğer Mihver'ler bunları inşa ettiler ise. Tankın yoluna devam etmesi için öncelikle bu barikatları imha etmeniz gerekiyor. Tank bankanın bulunduğu meydana ulaşınca bankanın duvarında bir delik açacak ve altınlara ulaşmayı kolaylaştıracak. Altınları aldıktan sonra hızla bankanın önünde duran kamyonete yükleyip, kamyoneti de tamir edip oradan uzaklaşmanız gerekiyor. Fakat kamyonetin önünde de barikatlar olacak. Tüm bunların yanında görevi biraz daha zorlaştıracak olan şey hem tankın hem de kamyonetin el bombası ve patlayıcılar ile hasar alıyor olmaları. Mihver askerleri görevin her anında tankı ve kamyoneti patlatarak durdurmaya çalışacaklar. Bu durumda Müttefik mühendislerinin hızlı davranıp bir an önce bu araçları tamir etmeleri gerekiyor. Müttefik altınları almak ve kaçırmak için tankı götürmek zorunda değilsiniz. [[TODO:Würzburg Radar]] ![]() Harika bir harita daha; Rail Gun. Karlı bir tren yolunda geçen harita, Mihver takımının savunmada olmadığı tek bölüm. Hareketin ve çatışmanın bir an dahi durmadığı bu bölümde, Gold Rush'da ki tank gibi, üzerine bir asker çıktığında hareket eden bir tren var. Mihver takımının amacı bu treni, "U" şeklindeki bir tren yolu üzerinden mühimmat deposuna götürüp cephane ile yüklemek, ardından aynı yoldan geri gelerek bu cephaneyi devasa bir topa yüklemek ve bunu ateşlemek. Tren, Gold Rush'daki tankın aksine üzerindeki askerin hangi takımdan olduğuna göre hareket yönünü değiştiriyor. Bu durum, haritayı devasa bir futbol maçına benzetiyor. Takımlar ne yaptıklarını biliyorlarsa ve güçleri eşit ise tren bir oraya bir oraya taşınıp duruyor. "U" şeklindeki tren yolunun ortasında bir yer altı sığına var. Bu sığınağın içinde sağlık ve mühimmat dolapları bulunuyor. Her iki takım da bu kısmı ele geçirmek için savaşacaktır. Ayrıca bitişik oda da Mihver takımının Komuta Merkezi (Command Center) inşa edilmeyi bekliyor. Komuta Merkezi inşa edildikten sonra tüm takım elemanlarının koşma hızını arttırıyor. Haritanın kilit noktası tren yolunun ortasında yer alan bariyer. Tren bu bariyere kadar gelip duracak ve bariyerin kaldırılmasını bekleyecek. Bariyer aynı zamanda Müttefik takımın mevzilendiği yerin ve sabit bir MG42 makineli tüfeğin önünde. Bu halde iken bu bölgeyi kim elinde tutar ise o bu bölümü kazanır diyebiliriz. Müttefiklerin tarafındaki MG42'nin avantajını bertaraf etmek için Mihver takımı sığınaktan gelebilir ve sığınağın bariyeri gören bir odasının canımdaki MG42'yi ele geçirebilir. Müttefikler eğer trenin bariyerden geçmesini engelleyemezler ise tüm vuruş gücü ile depoya ilerlemeli ve depodaki canlanma noktasını ele geçirmeliler. Bu durumda tüm takımı oraya taşımış olacaklar ve trenin depodan çıkmasına engel olabileceklerdir. Mihver takımının buraya yapacağı saldırıyı zayıflatmak için depoya gelen iki patikaya mayın döşenebilir. Eğer takım depoyu da kaybeder ve trenin cephane ile birlikte silaha kadar gitmesine engel olamaz ise haritayı kazanmak için hala her şey bitmiş değil. Silahın (Rail Gun) yanına gidip silah kontrollerini imha ederek Mihver takımının silahı ateşlemesini engelleyebilirsiniz. Mihver takımı, saldırıda olduğu tek harita olan bu bölümde hızlı olmalı ve takımını dağıtmamalı. Bölüm başlar başlamaz hemen tren ile yola çıkmalı ve takımın çoğunluğu trene eşlik etmeli. Birkaç kişi de sığınağa dalarak penceredeki MG42'yi ele geçirmeli. Bariyeri geçtikten sonra cephane yüklenip aynı işlemler geriye doğru tekrarlanmalı. Mihver takımın unutmaması gereken en önemli nokta beraber hareket etmektir. [[TODO:Fuel Dump]] Wolfenstein: Enemy Territory öğrenmesi zaman alan fakat oynaması inanılmaz zevkli bir oyun. Guild Wars gibi zamanımızın grafik ve oynanabilirlik açısından en kaliteli oyunlarından birini de oynama rağmen, zaman zaman Enemy Territory krizim tutar ve saatlerce savaş alanlarında koşturup dururum. En çok oynadığım meslekler ve silahlar sırasıyla, el bombası takılmış K43 ile mühendis, yine K43 ile fakat bu sefer dürbün ve susturucu ile keskin nişancı ve özellikle birkaç haritada havan topu ile asker. Bu meslek ve silahlar en çok eğlendiğim kombinasyonlar. Fakat tüm askeri mesleklerde uzun süre oynadım. İyi oynandığında hepsi çok eğlenceli ve hepsi çok etkili olabiliyor. Burada bir noktaya değinmekte fayda görüyorum; oyunun başında seçtiğiniz mesleği oyun sırasında her an değiştirebilirsiniz, fakat bu değişiklik ölüp tekrar canlandığınızda geçerli olacak. Savaş sırasında hangi anda hangi mesleğe daha çok ihtiyaç olduğunuzu düşünüyorsanız o mesleğe geçip takımınıza daha faydalı olabilirsiniz. Zamanımızda ET'den çok daha kaliteli grafiklere sahip oyunlar olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Buna rağmen iyi oyun bulmak çok kolay değil. İşte Enemy Territory bu iyi oyunlardan biri ve teknik açıdan zamanının gerisinde olsa bile hala zevkle oynanabiliyor. FPS türüne kattığı RPG özellikleri, savaş alanında birbirine ihtiyaç duyan farklı meslekler ile yardımlaşmayı ön plana çıkardığı ve havan topu ve ateş atar gibi alışılmışın dışındaki silahları ile değerini korumaya devam ediyor. Kaynak:Özgürlükİçin Konu Aypar$ tarafından (31.12.07 Saat 22:28 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
| Aypar$ Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti: |
ahmetof (30.12.08),
wade-burak (05.01.08)
|
|
|
#4 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
OPen Arena
Ne günlerdi, lise zamanlarında hafta sonları arkadaşlarla beraber buluşup internet kafede Quake3 Arena oynardık. Half life çıkardı, ikincisi çıkardı, Unreal Tournament adından söz ettirirdi, Counter Strike fırtınası başlardı biz yine klasiğimizi devam ettirirdik. İlle de Quake 3 Arena! Zaman geçtikçe diğer FPS oyunlarına göre oyun motorunun zayıf kaldığını hissede hissede Quake 3 Arena oynamaktan apayrı bir haz alırdık. Gerçek olmayan, insandışı karakterler, hayali arenalar, garip garip silahlar varken neden daha gerçekçi bir oyun motoruna ihtiyaç duyalım? Belki tasarımlar, karakterler pek çizgifilmsi görünüyor olabilirdi; ama -olmayan- manzarayı, düşmanlarımızın yüzlerini izleyecek değildik ya! Öncelikli amacımız daha fazla düşman öldürmekti. ![]() Gün geldi, Quake yapımcıları oyunun kaynak kodunu açmaya karar verdiler. Bu, açık kaynak kod taraftarları için mükemmel bir gelişme olmuştu ve bu gelişme sayesinde birçok açık kaynak kodlu oyun yapıldı. Tremulous her ne kadar buna en güzel örnek olarak bahsedilse de, Quake 3 Arena tutkunları seçimini Open Arena'dan yana yapacaklar, eminim.” ...Ve oyunumuz güncellendi! Pardus 2007.2 Caracal Caracal'ın oyunseverlere olan belki de en büyük sürprizi de budur. Amacımız kısıtlı vaktimizi değerlendirmekti; fakat şimdi yerimizden kalkamıyoruz! Önce sürüm notlarını inceleyelim. ![]() OYUNDAKİ YENİLİKLER
OYUN AYARLARI Önce oyuncumuzun ismini belirleyelim. Kişiselleştirmeler ile ilgili tüm ayarları SETUP menüsünden yapacaksınız. SETUP menüsünden PLAYER'i seçip ilk olarak oyuncunuzun ismini belirleyin (NAME). HANDICAP sizin oyuna ilk başlarken ki sağlık seviyenizi gösteriyor. EFECTS oyundaki efektlerin renklerini belirlemek için, burayı es geçebilirsiniz, göze batan bir değişiklik olmuyor. ![]() Evet, PLAYER bölümündeki ayarlardan en önemlisi karakter seçimi. Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi, sağ alt taraftaki “Model” butonuna tıklayın. Açılan menüde diğer karakter ve karakter renklerini görmek için menünün altındaki ok tuşlarını kullanın. PLAYER SETTINGS ayarlarınız bitti. Şimdi SETUP'tan CONTROLS'a gelin. Burada bence önemli iki ayar var. Birincisi “Mouse Speed” (Fare hızınızı mutlaka kendinize göre ayarlayın. Fare hızının ne demek olduğunu bilmeyenler, hani oyunun konsolunda “sensitivity” komutuyla bir ayar yapardık ya). Fare hızını ayarladıktan sonra “Zoom View”'i de kendinize göre ayarlamanızı tavsiye ederim. ben “CTRL” kullanıyorum. Uzaktaki düşmanlarınızı öldürebilmeniz için ciddi kolaylık sağlıyor. Ve şimdi de SETUP SYSTEM ayarlarımızı yapılandıralım. Open Arena yüksek sistem gereksinimi olmayan bir oyun olduğu için, ayarlarınızı olabildiğince yüksek tutabilirsiniz, yeter ki oyun takılmasın :-). Unutmayın, bu ayarlar oyunun daha kaliteli görünmesi için değil, düşmanınızı daha iyi görebilmeniz ve seçebilmeniz için! ilk olarak grafik ayarlarından ekran çözünürlüğünü ve derinliğini (depth) artırmak bence iyi fikir. Daha sonra DISPLAY bölümünden ekran parlaklığını biraz artırmanızı tavsiye ederim, arenalar biraz karanlık kalıyor. Eğer oyun seslerinin sizin adrenalin salgılamanıza yardımcı olacağını düşünüyorsanız SOUND sekmesinden sesleri arttırabilirsiniz. Ama benim tercihim sadece efekt seslerini açmak ve oyuna girmeden önce Amarok'tan Dream Theater'in Systematic Chaos albümünü dinlemek :-D Hraah! SETUP SYSTEM ayarlarımızdan en sonuncusu NETWORK. İnternet bağlantınızı da doğru tanımladıktan sonra, son olarak SETUP > GAME OPTIONS'a bakacağız. Merak etmeyin, son bir ayar kaldı: Crosshair. Hedef göstergenizin resmini buradan seçiyorsunuz. Bunu da ayarladıktan sonra, oyun ana menüsünden SINGLE PLAYER (tek kişilik) veya MULTIPLAYER (internet üzerinden) seçerek artık oyuna sağlam temellerle giriş yapabilirsiniz. ÇATIŞMA TÜRLERİ ![]() Oyunumuzun güncellenmesiyle artan harita sayısı, artık bilgisayar başında daha fazla vakit geçirmemize neden olacak. Bazı haritaların kilitli olduğunu göreceksiniz. Bu haritalarda oynamak için kilitli olmayan haritalarda başarı elde etmek gerekiyor öncelikle. Herhangi bir arenada, 20 kişiyi (bu rakam değişebilir) ilk öldüren birinci olur ve böylece diğer haritaların kilidini açarsınız. Her şey de bedavaya olmasın canım! Bu oyun sadece düşmanları öldürmekten mi ibaret. Elbette değil! Çatışma türlerine göz atmanızı tavsiye ederim. Çatışma türlerini SINGLE PLAYER'dan SKIRMISH'e tıklayarak seçebilirsiniz. Son olarak çatışma türlerini anlattıktan sonra incelememi bitiriyorum:
![]() Benim oynamaktan vazgeçemediğim çatışma türü, bayrak kapmaca. Hele düşman sayısını sonuna kadar artırıp, takım arkadaşlarınızın sayısını azalttığınız zaman daha bir heyecanlı oluyor! Unutmayın, çatışma türünü seçtikten sonraki ekranda oyuncu sayısını ve karakterleri kendiniz belirleyebiliyorsunuz. Karakter olarak kızı (Major) ayarlayın! Onları eğilirken vurmak biraz yetenek istiyor ;-) Hepinize iyi eğlenceler. Kaynak: Özgürlükiçin.. Pardusta en çok oynadığım oyunlardan biriydi..Ama artık fazla oynamıyorum..ÇÜnkü oyunu çözdüm ve canım sıkılmaya başladı.. |
|
|
|
| Aypar$ Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler: |
ahmetof (30.12.08)
|
|
|
#5 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
Smokin' Guns
Western Quake 3, Quake 3 motoru üzerine inşa edilmiş bir vahşi batı simülasyonudur. Oyunda kullanılan efektler ve haritalar sayesinde kendinizi bir vestern film seti içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Oyunda Quake motoru kullanılmasına rağmen diğer Quake türevlerine (Openarena, Tremulous...) hiç benzemiyor. Eski silahların çıkardığı sesler ve duman, özenle hazırlanmış onlarca harita, bambaşka bir oyun oluşturuyor. Hatta bu nedenle oyunun ismi geçtiğimiz günlerde Smokin' Guns (dumanlı tabancalar) olarak değiştirildi. Oynama Biçimleri Oyunda kanun adamları(lawmen) ve haydutlar(outlaws) olmak üzere iki takım bulunuyor. Her iki takımda da dört adet insan modeli seçeneği sunuluyor. Takımların modeller dışında birbirinden hemen hemen hiçbir farkı yok diyebiliriz. Hatta banka soygunu oynarken, hangi takımda olursanız olun, kaybeden takımın bankayı soyması gerekiyor. Herhangi bir takımlı oyuna başladığınızda ilk iş olarak bir takıma katılmalısınız. Bunun için ESC tuşuna basarak menüyü açın ve join'e tıklayarak bir takım seçin. Beş adet değişik oynama biçimi (mod) bulunuyor, bunlar:
Bu oynama biçiminde bütün üyeleri ölen takım kaybediyor. Üyeler canlı kaldığı sürece tur bitmiyor. Hareket halinde olan bir trenden oluşan harita tam da bunun için yapılmış. Bu haritada trenden düşmemek için dikkat edin Banka soygunu En sevdiğim oynama biçimi olan banka soygununu haliyle bankası olan haritalarda oynayabiliyorsunuz("br_" ile başlayan haritalar). Takımlardan biri bankayı soymaya çalışırken diğeri de savunma yapmak ve bütün soyguncuları öldürmek zorunda. Soyguncular kazandığı zaman bankayı koruma görevi onlara geçiyor. Bankayı soymak için dinamit kullanacaksınız. Bazı bankalarda kasa bulunurken bazılarında arka duvarı dinamitlemek gerekebilir. Parayı aldıktan sonra nereye kaçmanız gerektiği size gösterilecektir. ![]() İşte kasa, işte dinamit Bakma öyle, torbayı al ve kaç Düello Bu oynama biçiminde oyuncular ikişerli gruplar halinde farklı haritalara yerleştiriliyorlar ve çalan müzik kesildikten 3 saniye sonra birbirine ateş edebiliyorlar. Satın alma menüsü sadece müzik çalarken aktiftir ve sadece tabancalar satın alınabilir. Ateş etme sırasında 3 saniyeliğine nereye nişan aldığınızı göremiyorsunuz, çünkü gösterge yok oluyor. Kısacası bu modda tam anlamıyla bir düello yapıyorsunuz. Silahını önce çekip doğru nişan alan taraf kazanıyor. Kaybeden taraf ise sineklere yem oluyor. Bu modu yalnızca "du_" ile başlayan haritalarda oynayabilirsiniz. ![]() Seni düelloya davet ediyorum. ![]() Gölgemden değil ama senden hızlıyım. Diğer oynama biçimleri Son iki oynama biçimlerinde Quake'ten alışık olduğunuz deathmatch'i yapabilirsiniz. Bu modda öldüğünüz zaman bütün takımın ölmesini beklemeden tekrar başlayabiliyorsunuz. Oyunda zıplama ve koşma kısıtlı olduğu için bu oynama biçimini yalnızca nişan alma ve çabuk silah değiştirme alıştırması yapmak için kullanmanızı öneririm. Oynanış Oyundaki sağlık ve hasar sistemi Quake'dekinden farklı düşünülmüş. Öyle ki kurşunun nereye isabet ettiği önemli oluyor ve hiçbir haritada sağlık çantası benzeri bir şey bulamıyorsunuz. Silahlar dışında çeşitli araçlarımız da var. Zırh olarak bir soba demiri, daha fazla kurşun taşıyabilmek için bir kemer ve uzaktaki hedefleri vurabilmek için eski ve tozlu bir dürbün satın alabilirsiniz. Silahlarımız eski olduğu için alabildikleri mermi miktarı da düşük oluyor, bunun için arada bir doldurmayı unutmamalısınız. Bir şey satın almak için oyuna başladığınız bölgedeyken B tuşuna basmalısınız. İlk bir dakika geçtikten sonra satın alma işlemine izin verilmeyecektir. Aman kurşunları saymayı unutmayın, yoksa böyle kalırsınız! Silahlar Oyunda şu an için 13 adet silah bulunuyor. Bunlar satın alma menüsünde tabancalar, pompalılar, tüfekler, makineli tüfek ve diğer olarak gruplanmış. Elinizde bir tabanca varken farenin sağ tuşunu tıklayarak daha hızlı ateş edilebilirsiniz. Aynı anda iki tane tabanca da satın alabilirsiniz. Bu durumda iki tabancayı birden elinize aldığınızda farenin her tuşu ayrı tabancayı yönetecektir. Böylece iki tuşa birden basarak aynı anda iki tabancayı ateşleyebilirsiniz. Yakındaki birini anında yere sermeyi sevenler pompalı tüfekleri deneyebilirler. Uzaktan çatışmayı sevenler için de uzun namlulu tüfekler bulunuyor. Dinamit ve molotof kokteylleri de doğru kullanıldığında çok işe yarayabilir. Bir dinamiti uzaktan ateş ederek veya atmadan önce yakarak patlatabilirsiniz. Aralarında Remington ve Winchester gibi klasiklerin bulunduğu silahlar hakkında ayrıntılı bilgileri almak için bu adrese bakabilirsiniz: [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın] Oyundaki dürbünü sadece sonuncu tüfekte (Sharps Rifle) kullanabiliyorsunuz. Eğer bu tüfeği ve dürbünü satın aldıysanız Enter tuşuna basarak dürbünü takabilirsiniz. Oyunda dürbünlü tüfeğimiz de var Grafikler Oyunun grafikleri (özellikle insan modelleri) günümüz oyunlarından daha düşük bir kalitede. Ekran kartınız benimkinden iyiyse (intel i915GM) tabi ki gerekli ayarlamaları yaparak buradaki ekran görüntülerinden daha iyi sonuçlar almanız mümkün. Bu arada özgür bir yazılımdan bahsettiğimiz için sürekli gelişim içinde olduğunu da hesaba katalım. Örneğin ölürken isabet alan yeri tutarak düşme, silahlardan çıkan dumanlar, etrafta uçuşan sinekler gibi alışık olmadığımız efektler geliştirilip oyuna eklenmiş. Özenle hazırlanmış onlarca haritayı da unutmamak lazım, bu haritalar birçok oyuna taş çıkartacak seviyede. Sonuç İçinizdeki kovboyu açığa çıkarmak için bundan güzel bir fırsat olamaz. Vakit kaybetmeden paket yöneticisini açıp bu güzel oyunu kurun derim. Adios amigos. Özgürlükİçin.. |
|
|
|
| Aypar$ Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler: |
ahmetof (30.12.08)
|
|
|
#6 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
FreeCol
FreeCol, efsanevi Colonization oyununun GPL lisansı altında yapılan bir türevidir. Tek kişilik veya çok kişi internet üstünden birbirine karşı oynanabilir. FreeCol oyununun amacı, kolonileştirdiğiniz Amerika kıtasında bağımsızlığı ilan edip kralın saldırılarına karşı koymaktır. Bağımsızlığı ilan etmeden önce insanları çoğunluğunun desteğini arkanıza almalı, Yeni Dünya'da güçlü bir ekonomi oluşturmalısınız. Kurulumu Pardus>Paket Yöneticisi>Yeni Paketleri Göster>Oyunlar>freecol'un kenarına tik koyup Paketleri Kur'u seçin ve bağlantılı dosyaları indir derse evet deyin. Yükleyince Pardus>Oyunlar>Taktik ve Strateji'ye eklenecek. Konusu ve Oynanış
Carpenter's Shop Blacksmith's House Tobacconist's House Weaver's House Distiller's House Fur Trader's House Türkçesi Belediye Binası Marangoz dükkanı demirci evi tütüncü evi dokumacı evi damıtıcı evi kürkçü evi Gerekli eleman sayısı 3 personel 1 işçi 1 işçi 1 işçi 1 işçi 1 işçi 1 işçi Gerekli Hammadde - Wood - Odun Ore - Maden filizi Tabacco - Tütün Cotton - Pamuk Şeker Kamışı Kürk Ürün Çan Hammer - Çekiç Tools - Alet Cigar - Sigara Linen - İpek Brom Clothes - Kıyafet
Blacksmith's Shop Iron Works Stockade Fort Türkçesi Keresteci Demirci dükkânı Demir işleri kazık çit Hisar Gerekli Ham Madde 54 çekiç 64 çekiç +20 alet 240 çekiç +100 alet 64 çekiç 120çekiç +100alet Etki çekiç üretimini artırır alet üretimini artırır alet üretimini artırır %100 savunma artar %150 savunma artar Avrupa Yukarıda "View" menüsünde Europe yazan yerden Eski Dünya yardımlarını alıyoruz. Bunun için bir geminizi açık denize getirin, oyunda koyu maviye gelince Yes'i seçin. Gemi Avrupa'ya doğru gidecektir, birkaç tur sonra "Avrupa'ya vardı" mesajını alırsınız. Display (göster) menüsünü seçin ya da View menüsünden Europe'ı seçin. Geminize gönüllü gelenleri yükleyebilirsiniz. Sürükle&Bırak özelliğiyle erzak, at, silah alabilirsiniz. Train menüsünü kullanarak özel yetenekteki insanları, meslek sahiplerini satın alabilirsiniz. Tütün gemisini ülkenizin adının yazdığı boşluğa bırakın, Amerika'ya doğru yola çıkar. Koyu maviden çıktığı yerden geri girer. Artık şehre yükünüzü bırakabilirsiniz. İpuçları
Pardus-Wiki |
|
|
|
| Aypar$ Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler: |
ahmetof (30.12.08)
|
|
|
#7 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
Lincity
SimCity'i bilmeyen yoktur. Şehri baştan inşa ediyorsunuz, elektrik, su kanalları, kamu binaları, evler vesaire hepsini tek tek kurup ekonomi, sosyal yaşam gibi alanlarda şehrinizi geliştiriyorsunuz. Bu tür şehir simülasyon oyunlarının Linux dünyasındaki temsilcilerinden biri de Lincity. Önce oyunun amacını söyleyelim, sonra da nasıl oynanacağını gösterelim. Oyun kurallarını anlayabilmeniz için biraz İngilizce bilmeniz ya da zargan, seslisozluk gibi sitelerde takılmanız yeterli. ![]() Oyundaki ilk amacınız önce bir yerleşim alanı oluşturmak. Sonraysa şehir ekonomisini ve yaşam kalitesini güçlendirmek. Oyun penceresinin sağ alt köşesinde bütçenizi göreceksiniz. Paranızı artırmak için uzun vadeli düşünmelisiniz. Yani önce borca girip sonra yatırımların getirisini beklemek. :-) Oyun Modları Oyunu çalıştırıp ana sayfada “new game” (yeni oyun) seçeneğini tıkladığınızda birkaç oyun modu göreceksiniz. İlk seçeneği seçtiğinizde sıfırdan bir şehir kuracaksınız. Altındaki iki seçenek de iyi ve kötü durumlardaki yarı kurulmuş şehirlerde oynamak içindir. Seçeneklerden birini seçip oyunu başlattığınızda, bir arazi açılacak ve sol üst tarafta alt alta sıralı olan seçenekleri kullanarak birimleri kurup şehrinizi oluşturmaya başlayacaksınız. ![]() İlk Ne Kurulmalı? Sol üstte alt alta sıralı menüleri incelediğimizde Commune (komün) diye bir seçenekle karşılaşacaksınız. Komünün ne olduğunu hepimiz az çok biliyoruz; ama tanımı nedeniyle mantıken ilk kurmanız gereken birimin komünler olduğunu düşünüyorsanız YANILDINIZ! Önce çiftlikler kuruyorsunuz (farm). Sonra da etrafı yollarla döşüyorsunuz. Çiftlikleri düzenli ve yan yana kurun ama size bir tavsiye: Arada ufak tefek boşluklar bırakın. İleride park alanları oluşturmak ya da küçük yer kaplayan birimleri kurmak için buna ihtiyacınız olabilir. Örneğin, kare şeklinde büyük bir alana düzenli bir şekilde çiftlikler, evler kurdunuz ve sıra geldi itfaiye ya da market kurmaya. Bu gibi küçük ama önemli birimleri bu kare yerleşim alanının dışında kurmak pek de iyi olmaz. İkinci bir tavsiye daha: Komün sayısı kesinlikle çiftlik sayısını geçmesin. Yoksa ekonominiz kötüye gittikçe ya da uzun vadede yeteri kadar gelir elde edemediğinizde birden komün alanları küçük küçük parklara dönüşüyor. Her yer park, “meclisi yıkalım lunapark kuralım” hesabı :-) Şuna da dikkat edin: Sağ alt tarafta çeşitli göstergeleriniz var. Bu göstergeleri takip ederek nelere ihtiyacınız olduğunu anlayabilirsiniz. Ev sayısını yeterli tutmaya özen gösterin. Sürekli yatırım yapıp riske de girmeyin. Biraz sabırlı olun. Sabredemiyorsanız. Sol alt tarafta zamanı hızlandırma tuşları göreceksiniz, onu kullanın. Halkınızın parasızlıktan, açlıktan dışarıda çadır kurmalarına izin vermeyin :-) Bunun tek yolu, istikrarlı bir ekonomi ;-) E Okul İnşa Edemiyorum? Çiftlikleriniz, marketleriniz, evleriniz ve mezarlarınız (residential) yokken okul ne işe yarayacak? Belli bir süre çiftlikler, komünler, kamu kuruluşlarıyla uğraştıktan sonra artık oyun size okul, basketbol sahası, kamu kuruluşlarını kurmanız için teker teker izin verecek. Daha önce söylediğim gibi, önce çiftliklerden başlayın. Sonra marketler, çömlekçiler.. Sonra yerleşim alanları oluşturun, yani residential (ilk seçenek mezarlık oluyor bu arada, diğerleri ev) seçeneğini kullanın. Sonra komünler, çöplük alanları, altın rezervleri vb. Kömür Rezervleri Nerelere Kurulmalı? Sağ alt tarafta kömür resmi olan seçeneğe tıklayın, para miktarınızın hemen üstünde yer alıyor. Fareyle üzerine geldiğinizde “Show Coal Depots” (Kömür Bölgelerini Göster) uyarısı veriyor. Tıkladığınız zaman oyun sizden büyük bir miktarda para karşılığı yer altındaki kömür bölgelerini göstereceğini söylüyor. Ekonominiz iyiye gidip ciddi para kazanmaya başladığınız bir ara bu seçeneği kullanarak Coalmine (Kömür ocağı) kurmaya başlayabilirsiniz. Başka Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Unutmayın, her ne kadar kolay bir oyun gibi gözüküyor olsa da, inşa edilen birimlerin birbirleriyle az çok ilişkisi var. Örneğin, sadece çiflikleri kurup onların tam kapasitede çalışmalarını beklemeyin. Yakın bölgelerde marketler çömlekçi dükkanları (pottery) da kurun. Sol üst menüden mavi fare simgesine tıkladıktan sonra kurduğunuz birimlerin üstüne tıklayarak sağ alt tarafta market, çiftlik ya da her ne birimse, onun hakkında bilgi edinebilirsiniz. İkinci önemli nokta, bazı işletmelerin mal alım satımlarına müdahale edebiliyorsunuz. Eğer ülkede fazla mal birikmişse, daha fazla mal alımını kısıtlayabiliyorsunuz. Bunu marketlerin üzerine çift tıklayarak görebilirsiniz. Son Söz Eğer şehir simülasyonlarından hoşlanıyorsanız bu oyun sizi tatmin edebilir. Ama çok da bir şey beklememek lazım. Müzik, görüntü ve benzeri konulardaki kalitesi pek iyi sayılmaz. Daha çok SimCity'nin ilk versiyonlarını andırıyor. Buna karşın, oyunda yeteri kadar seçenek olduğunu söyleyebilirim. Eğer bilmediğiniz seçeneklerle karşılaşırsanız, ona sağ tıklamayı veya fareyi üzerinde bekletmeyi deneyin. F1 tuşunu da yardım almak için kullanabilirsiniz. İyi eğlenceler ![]() Özgürlükİçin.. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
KSudoku
Sudoku, günümüzde Asya'dan, Avrupa ve Kuzey Amerika'ya da yayılan; günlük ya da haftalık olarak dergi ve gazetelerde yayınlanan çok popüler bir mantık oyunudur. Son zamanlarda Sudoku kitapları, Sudoku kulüpleri, uluslararası Sudoku oyunları İnternet sayfalarında, bilgisayarlarda ve cep telefonlarında da yer almaktadır. Sudoku da amaç, dokuzar hücreden oluşan 9 eşit kutuya bölünmüş bir alan üzerinde sayıları tekrar etmeyecek şekilde dizmeyi başarmaktır. Her satır ve sütunda 1'den 9'a kadar olan sayıları sadece bir kez kullanarak dizmeniz gerekiyor. Aynı şekilde kalın çizgilerle ayrılmış her hücre içerisinde de 1'den 9'a kadar olan sayılar 1 kez kullanılmak zorundadır. ![]() Oyun sırasında sayıları tahmin etmek yerine sadece emin olduğunuz sayıları işaretlemeniz daha mantıklıdır. Her Sudoku'nun sadece bir çözümü vardır ve bu çözümü tahmin ederek bulmak neredeyse imkansızdır. Bunun yerine oyunda hazır gelen sayıları kullanarak diğer bir sayının nerelerde olamayacağı ya da nerede olması gerektiğini saptamak daha mantıklı ve kolaydır. Bir başka yöntem, koyacağınız sayıyı yazmadan önce kafanızdan yazmış gibi davranarak denemek olabilir. Ksudoku klasik sudoku'nun yanında oyunu oldukça çeşitlendirerek, 2 Boyutlu, 3 Boyutlu, 9 eşit kutu dışında 16 ve 25 eşit kutuya bölerek oyunun içine harfleri de ekleyerek sizi beyninizin sınırlarını zorlamaya itiyor. Oyun ayrıca dört seviye ile başlama şansı tanıyarak her seviyeden kullanıcılara hitap ediyor. ![]() 2 boyutlu oynadığınızda: Boş kutucuğa rakam veya harf girmek için fare ile gelin. Klavyeden, sol tarafta bulunan rakamlardan ya da "Select Number" menüsünden gerekli olanı seçip sonra kutucuğa tıklayın. Yaptığınız giriş doğruysa girilen rakam gri yanlışsa kırmızı renk olur. Girdiğiniz değeri silmek isterseniz fare ile sağ tıklayın ya da solda bulunan "sil" düğmesine tıklayın. Kutucuğa gireceğiniz rakam kesin bulamamış ancak 2 ya da 3 olasılığa indirmişseniz, bu rakamları not olarak küçük bir şekilde yazmak için soldan rakamları seçip kutucuğa sağ tıklayarak giriş yapabilirsiniz. 3 boyutlu oynadığınızda: Kutucuklar değil de küplere rakam giriyorsunuz. Fare ile büyük küpü kolayca istediğiniz yöne çevirebiliyorsunuz. ![]() Küplere sayı ya da harf girmek için klavye ya da soldan çif tıklama ile girebilirsiniz. Solda bulunmayan harfleri "Select Number" menüsünden seçebilirsiniz. Rakam ya da harf silmek içinse fare ile çift tıklamanız gerekir. Menülerden oyunu kaydedip daha sonra devam edebilir, ipucu isteyebilir, ya da pes edip çözümü isteyebilirsiniz. Ksudoku; Sudoku sevenlerin vazgeçemeyeceği seviyeleri, türleri ve diğer seçenekleri ile güçlü bir oyun. Kaynak: özgürlükiçin.com |
|
|
|
| Aypar$ Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler: |
ahmetof (30.12.08)
|
|
|
#9 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
Warsow
Warsow'un ilk versiyonu, 8 Haziran 2005'te çıktı. Tamamen gönüllü bir grup tarafından geliştirilmekte olan Warsow, Qfusion üzerinden, ID Software'in 2001'de yayınladığı Quake II motoruyla yapılmış ve tamamen açık kaynak bir oyun. Hala “beta” aşamasında olmasına rağmen, Electronic Sports League gibi turnuvalarda yer almayı başarmış. Bunun yanında, Avrupa ve Japonya'da Warsow kupaları bile düzenlenmekte. ![]() Oyuna ilk girdiğimizde son derece sade bir menüyle karşılaşıyoruz, seçimler gayet açık ve net. İnternet'ten bir oyuna girecek veya kendiniz bir oyun yaratacaksınız. Botlarla oynamak haricinde herhangi bir Tek Oyuncu sistemi yok. Nihayet oyuna girdiğimizde(nihayet, çünkü zaman zaman yüklemelerle insanı çileden çıkartabiliyor Warsow), göreceklerimiz herhangi bir Quake klonundan çok da farklı değil. Genel olarak silahlar ve işlevler birebir kopya olmasına rağmen, grafikleri ve tasarımlarındaki özgünlükle ucu ucuna “iyi olmuş” diyebiliyoruz. 7 silah içinde, bitmek bilmeyen bir tabancamsı (o nasıl oluyor demeyin, biriktirerek atma ve direkt atma yöntemleriyle bir tabancadan daha fazlası var) mevcut, bu silah mermisi bittiğinde yakın dövüşte kullanabileceğimiz bir tür kesere dönüşebiliyor. Bunun dışında, 7 atışta bile öldürememe rekoru bulunan bir pompalı tüfeğimiz, bir bombaatarımız, her yerde bulunduğundan oyunun standart silahı sayılabilecek bir roketatarımız, lazer tabancamız, ışın silahımız ve railgun'dan esinlenilmiş bir keskin nişancı tüfeğimiz var. Keskin nişancı tüfeği olmasına rağmen genellikle tek atışta iş bitiremiyor. Silahların alt ve üstündeki sayılara gelirsek, her silahın 2 ayrı mermi türü var. İlk parti olan mermiler, daha çok hasar veren, daha çok alanı kapsayan vs. özelliklerde olurken, bu ilk parti mermi bitince devreye giren yedek mermilerse, ek özelliklerden yoksun bir biçimde karşımıza çıkıyor. Herhangi bir harita başladığında, ilk 5 dakika süresince, geri sayım içerisinde, öldürülen kişiler skora dahil edilmiyor, bir nevi ısınma turu diyebiliriz. Bu 5 dakika içerisinde her oyuncu tüm silahlara sahip oluyor, belirlenen sürenin sonunda gerçek oyun başlıyor. Oyuna ilk başlarda ısınmak pek kolay değil, oyun her ne kadar bir Quake klonu olsa ve hareket sistemi de tamamen benzese de, karakteristik özellikler sebebiyle Quake'den çıkıp Warsow'a girdiğinizde, mermilerden kaçamayıp arka arkaya sonunculuklar alabiliyorsunuz. Alıştıktan sonra ise başarıdan başarıya koşup saatlerinizi yemeniz mümkün, oyuncular boşuna bu oyunla bu kadar uğraşmıyor. Oyunu genel hatlarıyla 1 saat içerisinde öğrenebilseniz de, başarı elde etmek o kadar kolay değil. Oyunun zevkini farklı şekillerde çıkartabilirsiniz 6 Farklı moddan bahsetmiştim, bunları sırasıyla incelersek ; dm, duel, tdm, ctf, race ve ca. DM, hepimizin bildiği gördüğün her canlıyı öldür şeklinde Deathmatch oluyor. Duel modunda sırasıyla oyuncular 1v1 yapıyorlar, TDM de, yine oyunlardan bildiğimiz Team DeathMatch'a tekabül ediyor, Alpha ve Beta adlı iki takımdan birine katılıp karşı takımı çürütmeye çalışıyoruz. CTF modu yine biz oyuncular için çok ilginç bir mod değil, takımlara ayrılıp, diğer takımın bayrağını çalmaya çalışıyoruz, bunlar bir süre sonra elimizden alındığından, acele etmemiz gerekiyor. Race modu, oyunun pek “yenilik” sayılmasa da, ilginç denilebilecek tek modu, bu modu botlarla oynayamıyoruz. Kısaca tanımlarsak, sağa sola atlayıp hopladığımız, aksiyon değil platform odaklı bir mod, saatler süren bir çatışmanın ardından sinirlerinizi gevşetmenin iyi bir yolu. CA modunda, yine 2 takıma ayrılıyor, bunun yanında taktiğimize uygun 3 sınıftan(Grunt,Camper,Spammer) birini seçerek, onun avantajlarını kullanmak suretiyle oynuyoruz, mantık gayet açık, açıktan roketlerle baskın yapacak biri için “Camper” uygun değil, aynı şekilde ortaya karışık oynayacaksanız “Grunt” uygun bir sınıf. ![]() Eklenti desteği sayesinde oyun, girdiğiniz sunucuya göre farklı işlevler sunabiliyor, her ne kadar ülkemizin bağlantı hızından yola çıkarak, bunun zaman zaman saç baş yoldurabileceğini kabul etsek de, Telekom'da çalışan bir aile ferdine sahip şanslı azınlıktansanız, sizin için daha iyi bir oyun deneyimi anlamına geliyor. Bağlantı anlamında bakarsak, Warsow hemen hemen ortalama bir “ping” de seyrediyor, 256k ile 250 pingi görebiliyoruz. Zaman zaman bağlantıda uzun süren donmalar(gerçekten çok uzun) olabiliyor, bu durumda pinginiz 999'a fırlayıveriyor, ki hemen sonrasında Avrupalı dostlarımız oylama açıp sizi oyundan attırıyorlar. Bir kez FPS oynamış olmanız yeterli Genel oynanışa şöyle bir göz atarsak, oynanış adına anlatacak bir şey yok. Hayatınızda bir kez olsun FPS gördüyseniz bu bile kafi denilebilir. Öyle ki, oyunda zaten amacımız bayrak çalmak, oyuncu öldürmek, oyuncu öldürmek ve yine oyuncu öldürmek. Geçişler oldukça hızlı, menü tasarımları da sade ve oyuna yeterli olmuş. Gelelim Grafiklere. Oyundan Shader Model 3.0 veya yüksek Textureler bekliyorsanız, sanırım yanlış yerdesiniz. Elbette bu oyunların kötü grafikli olduğu anlamına da gelmiyor.(OpenGL 2.1 ile birlikte Linux cephesinde durum çok değişebilir, benden söylemesi) Grafikler genel Linux oyunları ortalamasının üzerinde. Tabii bundan çok daha iyi grafikli oyunlarda görmüştük, ama yine de oyun bu konuda başarılı. Modellerin biraz ruhsuz olduğu bir gerçek olsa da, onu da görmezden geliyoruz. Warsow'da ses efektleri de oldukça yerinde. Menü dışında herhangi bir müzik duymuyor olsak da, silahların ve karakterlerin ses efektleri ortalamayı yakalamış. Biraz da az beklenti içindeyseniz, beğenebilirsiniz. Açıkçası OpenArena karakterlerinin çıkarttığı seslerden sonra, Warsow karakter sesleri harikaymış gibi geliyor. ![]() Warsow, inanılmaz zeki taktiklerinizi uygulayabileceğiniz süper gerçekçi bir savaş ortamı sunmuyor size, zaten bunu vaat etmiyor da. Warsow, sadece el-göz koordinasyonuna güvenen gelsin diyor. Tasarımı, grafikleri ve içeriğiyle de oyuncularını mutlu etmeyi başarıyor. Belki harika değil, ama eğlendirdiği bir gerçek. Kaynak: özgürlükiçin.com |
|
|
|
| Aypar$ Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler: |
ahmetof (30.12.08)
|
|
|
#10 |
|
Vefalı Dostumuz
![]() |
Tremulous
Bu sıralar çok yoğunum. Yıllardır yapageldiğim şeylere çoğunlukla vakit ayıramıyor, kimi zaman ise eskisine nazaran çok daha az vakit ayırabiliyorum. Fakat bu yoğunluk arasında bir şey aradan sıyrılmayı başarıyor, günde en az bir kereliğine 20 dakikama mâl olan bir oyun: Tremulous. Tremulous gerçekten çok başarılı bir oyun. Açık kaynak kodlu yazılım anlayışının gücünü gösteren bir yaratıcılığın ve birlikte çalışmanın ürünü olduğu için de ayrıca seviyorum. Bu noktada Quake II ve III'ün oyun motorunun kaynak kodunu açan ve Nexuiz, Tremulous, Warsow gibi oyunların ortaya çıkmasını sağlayan ID Software'in ileri görüşlülüğünü ve cesaretini tebrik etmek gerekiyor. ID Software'in böyle bir şeyi sadece ortada kendi oyun motorlarını kullanan bir sürü oyun olsun, insanlar coşup eğlensin diye yapmadığını biliyordum fakat fazla oyun oynayan birisi olmadığım için ID Software'in bu işten ne kazandığını anlayabilmek için biraz araştırmam gerekti. Yazılan-çizilenlerden gördüm ki özetle 'Return to Castle Wolfenstein'ın, oynayanlar tarafından çok daha beğenilen 'Wolfenstein: Enemy Territory'ye, Quake II'nin kendisinden onlarca kat daha iyi olan Quake III'e dönüşmesi ve ID Software'in şirket olarak değerini ikiye katlaması gibi bir geri dönüşü olmuş bu kararın. Her neyse. Benim asıl bahsetmek istediğim şey, her gün en az 20 dakikamı sömüren Tremulous. Öncelikle nasıl bir Quake oyuncusu olduğumu bilen bilir II. Linux Şenliği'nde şampiyon olmuş, yetmemiş III. Linux Şenliği'nde de şampiyon olmuştum. Quake'i pek severdim gençken, fakat Quake III, Tremulous'un eline su dökemez. Aynen Warsow ve Nexuiz'in dökemeyeceği gibi.Tremulous çok zekice bir tasarıma sahip ve ilk oynayışınızda neler olup bittiğini kavramayı beklememelisiniz. Oyunda ya İnsan ya da Uzaylı (börtü-böcek-canavar kitlesi) olabiliyorsunuz. Bunlar geleneksel FPS oyunlarındaki gibi kabiliyet ve performans açısından simetrik olan takımlar değiller; tasarımdaki zekâ eşit olmayan bu iki takımı "denk kılmak" noktasında kendisini gösteriyor zaten. Bu Tremulous ilk başarısı. Oynanan oyunların sürekli bir galibi yok, İnsan ve Uzaylıların kazanma oranları neredeyse her harita için %50-%50 dolaylarında. Örneğin insanlar silahlar ile uzaktan savaşı tercih ederlerken Uzaylı arkadaşlar yakından dövüşmek zorundalar. İnsanların silahlarındaki mermiler sınırlı olduğu ve zaman içerisinde enerjilerini yenileme şansları olmadığından üslerine bağımlı ve genelde defansif bir kipte savaşırlarken, enerjileri zamanla yenilenen ve yakından dövüşen Uzaylılar ofansif bir tutum sergiliyor ve üslerinden bağımsız yaşayabiliyorlar. Aynı zamanda insanlar uzaylı öldürerek kazandıkları kredilerle daha iyi silahlara sahip olabilirlerken, uzaylılar öldürdükleri insan sayısı ile orantılı olarak kazandıkları puanlar ile evrimleşip daha da korkunç ve azılı katiller haline geliyorlar. Silahlara ve uzaylı kitlenin şekil şemallerine göz atmak için şu adrese bir göz atabilirsiniz: ![]() ![]() Tremulous'un ikinci başarısı üs (base) kavramında gizli. Bu kavram onu, basit bir FPS oyunu olmaktan çıkartıp gerçek zamanlı stratejiyi de içeren hibrid bir oyun haline getiriyor. Hem bireysel teknik başarı, hem taktik anlayış hem de takım ruhu neredeyse eşit derecede önemli hale geliyor. Eğer üs çok başarılı bir saldırıya maruz kalır ve Reactor (insanlara ait üssün en önemli bileşeni) ya da Overmind (uzaylılara ait üssün en önemli bileşeni) yok edilirse kısa bir süre sonra oyun bitiyor. Dolayısıyla oyuncular takım halinde hem saldırıyı hem de savunmayı planlamak zorundalar. Ben vahşi ve amaçsız bir şekilde öldürmeyi insanlar ile bağdaştıramadığım için sürekli uzaylı olarak oynuyor ve böyle bir terbiyesizliği kendisine yakıştıran insanları öldürerek bir nevi insanlık vazifemi yerine getiriyorum. Fena da sayılmam hani: ![]() Pardus'ta oyunu kurmak için arzu edenler Paket Yöneticisi'nin oyunlar kısmından Tremulous'u seçebilirler. Ben oynamak için genellikle "|SST| Tremulous" sunucusunu tercih ediyorum. Denk gelirsek ne kadar toleranssız ve soğuk kanlı bir kişi olduğumu da tecrübe edebilirsiniz. Özetle FPS oyunları seviyorsanız, oyun oynamayı abartıp işinizi gücünüzü aksatmayacaksanız, bu oyunu denemenizi tavsiye ederim. B Bu güzel oyun incelemesi için sevgili A. Murat Eren'e çok teşekkür ederiz. Değerlendirme Öğrenme süresi: 1 saat Oynanabilirlik: 9 Grafik: 9 Ses: 8 Senaryo: 10 Atmosfer: 10 Genel Not: 9.2 Kaynak:Özgürlükiçin.com |
|
|
|
| Aypar$ Kullanıcısına bu mesajı için 2 üye teşekkür etti: |
ahmetof (30.12.08),
ray_allen3 (05.01.08)
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|